25 Ağustos 2013 Pazar

bazen insanin en buyuk dertlerini 40 kat yabanci birine anlatasi geliyor.
sonra bunun uzerine biraz dusununce o zaman uzagi yakin yapacagini fark edip her seyi icine gomuyor.
hayat bazen korkutuyor.
hikayelerin bas karakterleri duygusal bir cokuntu yasiyor, muhtemelen gerceklestirmeyecegi bir suru karar aliyor.
birileri "bunu boyle biz yaptik" derken oteki "bunlari boyle ben yaptim" diyor.
insanlar agliyor.
daha buyuk acilar cekenler de var.
onemsiz seyleri cok buyutuyoruz ama kendimiz bir turlu buyuyemiyoruz.
buyumek istemiyoruz belki de.
ne bileyim, degisik.
hooof.
ben biraz susucam galiba ya.
daha az dehset verici hale gelene kadar bazi seyler.
cunku anlatacak cok sey var ama anlatilamiyor, cunku insan 40 kat yabanciyi en yakini yapmaktan da korkuyor.
bilmiyorum.
neyse.
eee daha daha nasilsiniz?

4 Ağustos 2013 Pazar

yaşamadıklarımdan öğrendiğim bi şey var.

çok ciddi olduğum şeyler konusunda şaka yapar gibi yapmayı seviyosam demek ki.
insanın kendisini başkasında görmesi kadar sancılı bir şey daha yok.
hiç aşık olmadım ama bence aşık olmanın verdiği his mide bulantısıyla çok benzer.
uykumda bile zarar verir hale gelmişim kendime.
başlıktaki içsel şaka.
ne yaparsan yap olmuyor değil, oldurmana izin vermiyorlar.
kişilerin bir şeyleri sahiplenmesine karşıyım ama ne kadar paylaşırsan paylaş başkalarıyla, hala senin olan şeyler var, her ne kadar olmasını istemesen de.
seni anlatan şarkılar
seni anlatan kitaplar
seni anlatan diziler
seni anlatan insanlar.
garip.






"Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
 Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana"



?