başkalarının acılarını sahiplenip kendimi güçlü kılmaya çalışıyorum salak gibi.
korkarak yaşayamazsın diyorum kendime günde 800 kez, bi boka yaradığı yok ama diyorum yine de, yaşamaktan korkarak yaşayamazsın hayatı.
ortak arıyorum kendime, tutunacak dal, üstümdeki yükü hafifletmek için bir şeyler arayıp duruyorum işte, bulunca da üzülüyorum çünkü biliyorum sahiplenebilsem yaşamaya çalıştığım bu hayatı zaten güçlü hissedicem
ya da bana öyle geliyo
bilmiyorum
bildiğim zamanlar da olacak mı acaba
28 Kasım 2014 Cuma
yedi otuz dört
dinlediğim şarkıda bahsedilen sokaklar geçmişimdir.
bu acı benimdir.
dans etmiş oluşum şarkının güzelliğindendir.
gözlerim benim değildir. (iki günde iki kitap okudum)
beynim senin olsun, kalbim benimdir.
beynimin içindeki karıncalar eserimdir, ağrı karıncaların gezinmelerindendir.
sağ elimin orta parmağındaki yüzük (yüzük parmağımdan düşecek gibi oluyor) annemindir,
gördüğüm kabustan hadi kalk artık diyerek beni uyandırıp bana yüzüklerinden yüzük beğendiren annemdir.
dört duvarımın içindekiler için yaşıyorum diyen, babamdır.
basket maçından bileğini burkup dönen kardeşimdir.
yanımda uyuyan kuzenimdir,
masanın üzerinde duran kemençe ona aittir.
ağlamak isteyip de ağlayamıyor oluşumun sebebi yine dinlediğim şarkıdır.
size göstermek istemediğim benim yüzümdür,
yüzümde sevdiğim tek şey derdini sikeyim tebessümümdür.
uzattığım saçlarımdır,
mutlu ettiği için saç örmek, saç uzatmamdaki amaçtır.
ilkokuldan ezbere bildiğim için beni korkutan yıldız tilbe şarkısı e mi'dir.
yatarken dinlemeyi sevdiğim film yürüyen şato'dur.
dünyanın en güzel şarkısının söylendiği konser videosunda şarkıyı söyleyen iki insan arkadaştır, içlerinden bana sevmeyi öğreteni şarkının sözlerini karıştırıp durandır.
karar, senindir.
kaşınan kirpiklerimdir,
gelen uykumdur.
20 Kasım 2014 Perşembe
15 Kasım 2014 Cumartesi
dinlediğim şarkıya o kadar odaklanmışım ki bitince düştüğüm boşluğun sonunda kendimi metrobüste buldum, yanlış bindim sandım inmek için düğmeye bastım durağa geldik, kafam karıştı inmedim, nerde olduğuma baktım ama algılayamadım bir durak daha bekleyeyim nolcak dedim ama hâlâ şarkıyı düşünüyorum bir de yarınki sınavı, neyse.
doğru metrobüse binmişim meğer.
doğru metrobüse binmişim meğer.
13 Kasım 2014 Perşembe
9 Kasım 2014 Pazar
kendimi varlığımdan habersiz insanlara aitmiş gibi hissediyorum.
misal, bazı yarışlar kazandım ama en iyi olduğum için değil sen yanımda olduğun için diyen bir adama aitmiş gibi. o benim elimden tutsa ben dünyanın en mutlu insanı olacakmışım gibi, bana kendini, bana beni, bana sevmeyi, bana hayatı, bana yaşamayı öğretecekmiş gibi, adıma şarkılar yazıp söylerken o ben ona karnıyarık pişirecekmişim gibi.
misal, bazı yarışlar kazandım ama en iyi olduğum için değil sen yanımda olduğun için diyen bir adama aitmiş gibi. o benim elimden tutsa ben dünyanın en mutlu insanı olacakmışım gibi, bana kendini, bana beni, bana sevmeyi, bana hayatı, bana yaşamayı öğretecekmiş gibi, adıma şarkılar yazıp söylerken o ben ona karnıyarık pişirecekmişim gibi.
8 Kasım 2014 Cumartesi
çocukluğumdan beri anahaberlerden nefret ederim.
akşam yemeği zamanında televizyonu istila ederler
yediğim yemek boğazıma dizilir,
kokuşmuşlukları hep aynı, midemi bulandırır, pilavın üstüne ağladığım zamanları bilirim, böyle şeylerin üzerine konuşabilecek insan değilim ben, içim izin vermez ki konuşabileyim doğru düzgün yazamıyorum bile
bıktım ama bir şey hiç mi değişmez ben oldum 20, çocukluğumdan beri aynı diyorum, bakın, aynı.
insanların gözyaşları üzerinden prim yapmaya çalışmaktan hiç mi vazgeçmeyecekler, başkasının kederini dramatize edip uzun uzadıya süslü metinlerle süsleyip halka sunmanın dert sahibine faydası VAR MI, insanın acısını halka reklam etmek ne demek, kişilere mahremiyet tanımıyorsunuz hiç. orda yapılması gereken haber o mu ya siz napıyosunuz çıldıracam
akşam yemeği zamanında televizyonu istila ederler
yediğim yemek boğazıma dizilir,
kokuşmuşlukları hep aynı, midemi bulandırır, pilavın üstüne ağladığım zamanları bilirim, böyle şeylerin üzerine konuşabilecek insan değilim ben, içim izin vermez ki konuşabileyim doğru düzgün yazamıyorum bile
bıktım ama bir şey hiç mi değişmez ben oldum 20, çocukluğumdan beri aynı diyorum, bakın, aynı.
insanların gözyaşları üzerinden prim yapmaya çalışmaktan hiç mi vazgeçmeyecekler, başkasının kederini dramatize edip uzun uzadıya süslü metinlerle süsleyip halka sunmanın dert sahibine faydası VAR MI, insanın acısını halka reklam etmek ne demek, kişilere mahremiyet tanımıyorsunuz hiç. orda yapılması gereken haber o mu ya siz napıyosunuz çıldıracam
7 Kasım 2014 Cuma
Kaydol:
Yorumlar (Atom)