20 Ekim 2012 Cumartesi

Ders bitiyor eve geliyorum, yine ders. Test cozuyorum, kitap okuyorum, muzik dinliyorum. Basim kalabalik oluyor yani, yapilacak milyon sey var, TEST COZMEM GEREK. Ama ben boyleyim ya hani, hani ne zaman  yapmam gereken milyon sey olsa bana bi ilham gelir ya hani. Heh, iste. O duruma geldim yine. Dinledigim her sarkiya hikayeler yazmaya basladim kafamda, izledigim filmlerin sonu yok, benim kurdugum son daha guzelken senaristin elinden cikani "son" olarak kabul edemem ki ben. Ictigim cayda bile ilham verici bir sey goruyorum. Yeni hikayeler.
Fikirler ususuyor kafama, ama yapmamam gerek, beklemem gerek, ertelemem gerek. Sonra bunlari yapmam icin cok vaktim olacak, bu yil gecince rahat edecegim sonra ne istersem yapabilirim. DE ISTE.
Yapamam.
Cunku ben boyleyim.
Stres. Baski. Sorumluluk.
Bunlar beni bogmadan  hicbir sey yazamam.
Kafam rahatken yazamam.
Ve su son bir ayda baktigim her yuzde bir masal goruyorum. Birinin gelip onu anlatmasi gerek sadece.
Yazmamam gerek.
Beynimde minyaturum var. Kucucuk bir kiz. Yazmak istiyor. Ama ben onun elini kolunu bagladim, agzina da bant cektim ki konusup da beni yazmaya zorlamasin diye.
Ama olmuyor, olduramiyorum. Tek istegim, beynimdeki minyaturumun dusunmeyi birakmasi.
Mumkun degil,
Asik oldum bi de. Bi adamin sesine, karisina asik olus bicimine.
Yururken gordugum o kedi. Eczanenin kedisi. Taflan'in ikizi. Kaldirimda kosusturan insanlar.
Her ders cikisi kendimi orda buldugum, oraya nasil gittigimi bile hatirlayamadigim kitapevi.
Yazilmasi gereken seyler, yazilamayan seyler.
Kitaba mi baslasam, yeni hikayeye mi, hikaye de degil hikayeler silsilesi. Anlatamiyorum ama cok canim aciyor, dusundukce basima agri giriyor.
Keske yazamasam, yazmak istemesem, yazmasam. Yazmadan yapamam.
Bilmiyorum. Kimse yanimda degil, kimse yardim etmiyor, ben bile kendime yardim edemiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

bi şey diycem.