12 Haziran 2012 Salı

Bir şeyler yapmak istiyorum, gerçekten. Yapmayı istediğim bir çok şey de var ama işte. "If you want God to laugh tell him your plans." diye boşuna dememişler. Ama bu planlar "tanrı"yı güldürmek ya da gerçekleştirilmekten vazgeçilmek için yapılmıyor değil mi? Bilemiyorum. Daha önce hiç bu kadar her şey bana karşı değildi, umarım bu böyle devam etmez yoksa cidden kafayı yiyeceğim. Yeteri kadar hissetmiyorum diye mi ya da hak etmiyorum diye mi bilmiyorum çünkü her şeyin hak edilmesi gerektiğine inanıyorum. Ama yani neden? Her şeyin benim için daha kolay olduğu bir başka hayatta çok mutluyum sanırım. Yani öyle olmalıyım. Bilemiyorum. Bilmediğim, anlayamadığım pek çok şey var. Bir şeyi yeteri kadar istemezsen gerçekleşmez midir, nedir abi. Hiçbir şeyi bu kadar istemiyorum ben belki de, bilmiyorum. Dileklerimiz havada uçusan toz zerrecikleri gibi.

Anlaşılmak istiyorum bazen ama kimse anlamıyor, sanırım bu benim suçum, çünkü çok tuhaf konuşuyorum, pek çok arkadaşım onlarla aynı dili konuştuğum halde beni anlamaları için bir "çevirmen"e ihtiyaç duyduklarını söylüyor. Ben sadece anlaşılmak istiyorum, bazen.

Yine de ne olursa olsun hiçbir şeyden vazgeçecek değilim. Vazgeçersem kendimi suçlu hissedeceğim. Tek ihtiyacım olan şey Chris Colfer'ın tavsiyelerine uymak. Kendisi her gün hayatımı kurtaran insan. Ona çok şey borçluyum.

Şimdi tek yapmam gereken kırmızı defterime yazmak, çünkü içimde bir çingene var, ayrıca kırmızı çok güzel bir renk tamam mı. Neyse.

Çok fazla iç çekiyormuşum. Komik. Bir de çok fazla gülüyorum. Ağzım hiç kapanmıyor diyebilirim buna rağmen insanlar beni çok soğuk, ciddi görüp benden korkabiliyor, şu hayatta anlamadığım çok şey var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

bi şey diycem.