10 Ekim 2014 Cuma
haziran 18miş
benim başıma gelmez ama, misal; kitap almak için girdiğim dükkanda glen hansard, lisa hannigan'la şarkı söylüyor olsa, kalbimi o dükkanda bırakırdım gibime geliyor. konuşma fırsatını yaratamayacağımdan yakalayamazdım ama ben, ben olmasaydım da glen'le konuşabilseydim, en azından bir fotoğraf, bir imza, kokusunu burnumda tutmaya çalışsaydım, sesini hapsetdeydim zihnime, ellerini tutsaydım, öpseydim onları, teşekkür etseydim hiç aşık olmadığım halde bana aşkın nasıl hissettirdiğini anlamamda yardımcı olduğu için, bu kadar sevmenin hatta bu kadar sevmeye rağmen iyi ayrılabilmenin mümkünatını, hâlâ umut olduğunu ve bu iyi umuda şarkılar yazılabileceğini öğrettiği için. sevmesini, anlamasını sağlasaydım yüreğimi. en azından iletişim kurabileceğim bir imkan yaratsaydı benim için, olmaz ya ama misal yazsaydım ona sayfalarca; yalvarsaydım bana kendini anlatması için. tanıyabilseydim onu kendini tanıtmak istediği biçimde. içini açsaydı bana, kalbini dökseydi, ellerinden öpseydim hüznümü hafiflettiği için, hüzne boğduğu için. sayfalarca teşekkür etseydim sadece. keşke diyebilseydim birinin beni senin onu sevdiğin gibi sevebilmesi için, aşkımızın diskografisi olmazdı belki ama seninki gibi güzel sevsin beni diye neler yapmazdım ki diyebilseydim, dürüst olsaydım tanımadığım birine, bu yüzden sevseydi beni, açsaydı kalbini, girdeydim içine, cevap verseydi, küçük kız deseydi, çocuğum deseydi, öğütler verseydi, sevmeyi öğretseydi, karşıma istediğim gibi birinin çıkması için iyi dilekte bulunsaydı, mutluluğumu temenni etseydi, ellerimden tutsaydı, ellerinden tutsaydım, öpseydim ellerini.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
bi şey diycem.