17 Temmuz 2012 Salı

Mesela.

Konuşurken konudan konuya atlarım, o yüzden ben bir şey anlatırken beni "dinleseniz" iyi edersiniz. Çünkü tekrar etmem istendiğinde bunun imkansız olduğunu insanların nasıl anlamadığını düşünüp  "EBEN." diyip konuşmaya son veriyorum. Bu yazarken de böyle. Bi keresinde bi arkadaşım bana "Son yorumda kaç kez konu değiştirdin biliyor musun? 7!" dedi. Şaşırmıştı. Çünkü beni tanımıyor. Neyse.

İnsanları ne kadar severseniz sevin mutlu olamıyorsunuz, izin vermiyorlar. Bi kere onları sevmenize bile izin vermeleri asırlar alıyor. Ve nihayet sonunda arkadaş olduğunuzda yorulmuş oluyorsunuz.

Bazen o kadar çaresiz hissediyorum ki, elime bir kitap alıp kendimi o kitabı anlamaya zorluyorum. Ya da normalde asla dinleyemeyeceğim ritimde şarkıları açıp son ses dinliyorum. Beynimin o an sadece onlara odaklanmasını istiyorum. Çünkü düşünmek acı veriyor.

Korkuyorum. Pek çok şeyden korkarım. Korkularımı göstermekten de hiç gocunmam. Güçlü biri gibi görüneceğim diye bir kaygım olmadı hiç. Çünkü ben basit bir kızım.

Sofistike, cool, marjınal, popüler, tiki. Kendimi etiketlemeyi sevmem.

Yaptıklarımın beğenilmesini isterim ama bunun dile getirilmesinden nefret ederim. Eğer beğeniyorsan gel bana söyle herkesin bilmesi gerekmez. Sonra kendimden nefret ediyorum.

En nefret ettiğim şey kibirdir. Şeytanın en sevdiği günah. Adam haklı beyler demek isterdim ama korkuyorughdjkbfg.

Kıskanç biriyim ama bu kıskançlığı hep içimde yaşarım, karşımdakine zarar vermem ve sıradan şeyleri kıskanmam. Eğer bir şeyi ya da birini kıskanmışsam bu onu çok sevdiğim anlamına gelir.

ÇOK ÖNEMLİ ŞEY: Bu yıl sınav dönemlerimde -okul sınavları- hayatımda hiç içmediğim kadar kahve içtim. Üçü bir aradalardan hani. Sonra üçü bir aradamın olmadığı bir gün sütle kendi kahvemi yapmak zorunda kaldım. O günden beri üçü bir arada içemiyorum. Tatsız tuzsuz geliyor. Tavsiyem, kendi kahvenizi kendiniz yapın. Hem o granüllerin yüzeyde oluşturduğu şekiller çok eğlenceli.

BAZEN NASIL SİNİRLİYİM.

Aslında geçen gecelerde yaşadığım o korkunç şey hakkında yazmak isterdim ama sonra fark ettim ki bu acıya henüz hazır değilim. Çünkü yazmak hatırlamak anlamına geliyor yaşananları tekrar tekrar. Ama sanırım en uzun ağlama rekorunu kırdım o gece, keşke yanımda yetkili biri olsaydı.

Kilo veriyorum. Çünkü yiyemiyorum. Korkuyorum. Hem canım istemiyor.

İhtiyacım olan pek çok şey var. Yapmak istediğim pek çok şey. Ama yaşım küçük. Bazı şeylere karşı gelemiyorsunuz. Amaaaa Eylül'de 18 oluyorum. Bilemem artık...............

İTİRAF: Japonya en çok görmek istediğim aynı zamanda da en çok korktuğum yer. Onu Bosna takip ediyor. Ama Bosna'dan zerre korkmuyorum. Çünkü oraya aşığım. Göçmen falan değilim ha, Siirt'te doğdum ben, babam askerdi. Annemi kızdırınca Arap diye atar yapıyor bana. SİZ HİÇ ÇEKİK GÖZLÜ ARAP GÖRDÜNÜZ MÜ SJKDHFD.

Eğer belime kadar uzanan ipek gibi saçlarım olsaydı, gidip kısacık kestirirdim. Omuzlarıma bile dökülmüyor henüz saçlarım ama ben tekrar kestirmek gibi çılgın planlar yapıyorum.

Çok sıradan bir kızım. Kalabalıkta kimsenin dikkatini çekmem sanıyorum. Sessizim. Yani ilk başta.

Tek yaptığım okumak, çizmek, izlemek, dinlemek arada böyle yazıyorum bir de.

Sadece kendimin ve belki birkaç kişinin anlayabiliceği saçma sapan şeyler yazıyorum.

Ve mezun olduğum okuldan çok tatlı bir kız, bana kitap almayı teklif etti. Nasıl hoş bir şey değil mi? Sonra  Chris Cofler'ın mükemmelliği üzerine konuştuk biraz.

Bir de anlattıklarımı bir sonuca bağlayamama sıkıntısı çekiyorum. Aynı yazıda ya da aynı sohbette bir nefeste 347583435 tane konudan bahsedersen böyle oluyor işte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

bi şey diycem.