Kar yağarken salondaki tekli koltuğu camın önüne çekip elimde koca bir fincan dolusu dumanı tüten kahvemle oturup karı izlemeyi.
Lapa lapa yağmasını gözleyip, uzun süreceğinden emin olduğum anda kendimi dışarı atıp karın altında yürümeyi.
İncecik yağan karı kimse sevmez, derdim ama, mutlaka vardır orda birileri.
Kar tuttuğunda kulaklarımda en sevdiğim şarkıyla sitenin çimenliğinin pürüzsüz görüntüsünün üzerine kar melekleri yapmayı, sevdiğim şarkı bitince geri almak için uğraştığımda eldivenlerimin ipodumu ıslatmasını.
Küçücük kardan adamlar yapıp onlara "Karın olmak istiyorum karın! Ey benim kardan adamım!" diyip, gülmekten tıkanmış biçimde onların yanlarına yatmayı.
Gözlük camlarıma yapışan kar tanelerinin eriyişini izlemeyi.
Karda ilerlemek için ayaklarımı değil, dizlerimi kullanmayı, dizlerim üşüdüğünde eve çıkıp, yorganın altında kitap okumayı, limonlu çayımı içerken dilimi yaktırmayı.
Mısır patlatıp film izlemeyi mesela. Mısır patlağını sadece kışın yiyebildiğimi söylemiş miydim?
Bizim ev kışın hep çok sıcak olur. Hiç battaniye altında bi şey yapamam o yüzden.
Ve soğuğu da sevdiğim için atkı, şapka kullanmam. İncecik gezerim, kim bilir belki de hasta olmak istiyorumdur.
Üşümek çok güzel çünkü.
Parmaklarından kan çekildiğinde, ki zaten bende anemi var, ellerin uyuşup da artık hissetmemeye başladığında yaşadığını hissetmesi insanın, tuhaf değil mi?
En çok da düşmeyi özlüyorum kışın buzda. İlkokuldayken okulun iki girişi de bayırdı, az düşmedim oralarda. Şimdi düşemiyorum ama, çok istiyorum düşmeyi, düştükten sonra kendime gülmeyi, insanların da bana gülmesini, çünkü ben düşen birini görünce deli gibi gülerim.
Ama düşemiyorum işte. Hep hayat yüzünden. Biz istemesek de yere sağlam basmayı öğretiyor bi şekilde bize. Eskisi gibi olamıyoruz, bize eskiyi hatırlatan bir şeylere tutunmak istiyoruz ama geçmiş gitmiştir, ne yapsak nafile.
Bunca güzel şeye rağmen de en hüzünlü mevsim kış gibi geliyor bana, neden bilmem ama sonbaharda hep mutluyum ben.
Keşke böyle yapmasak. Hislerimiz için kılıf uydurmasak, suçlayacak birini bulmasak.
Çok yanlış aslında, kış hüzünlü değil ki, kimi için mutluluk.
Kış geldiğinde hüzünle boğulan benim.
Yine de küçük kardan adamlarıma maniler söyleyip çıldırmış gibi gülerken görülsem çok mutluyum zannedilir.
Bu hayatta mutsuzluğunu hissettirmemek çok önemli sonuçta.
Aferin bana.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
bi şey diycem.