27 Ağustos 2012 Pazartesi

Sessizlik kulaklarımızla duyabildiğimiz bir şey.

Kocaman fincan, içinde kahve. Sütsüz ve şekersiz. Tatsız tutsuz. Benim gibi. Elimde hiç okumak istemediğim bir kitap. Bir türlü bitmek bilmiyor. Kulaklığımı çıkartıyorum çünkü dinlediğim şarkı canımı yakıyor. Mutsuzken dinlediğimiz şarkının sözlerine odaklanma saçmalığı. Camdan dışarı bakıyorum ve hiçbir şey göremiyorum, tek dileğim sessizlik. Kafamı toparlamak istiyorum, seni geride bırakmak. Çok canım yanmadı aslında, malum zamanlarda evde ağrı kesici bulamadığımda daha çok üzülüyorum mesela. Bir hiçsin aslında. Bitmişsin. Ağzımıza sıçan her insanı başımıza taç yapma sorunsalı. Rahatlıyorum biraz. Neden bilmem viyaklayan kedilere bağırıyorum içerden "Kavga etmeyin!". Gülüyorum sonra. Kendi kendine konuşmayan delidir. Ben bazen yok olmak istiyorum ama bunun hiç kimseyle ilgisi yok. Hep hüzünlüyüm. Neden? Cevabını bilmediğim bir soru daha. Ama en azından sorabiliyorum bu iyi çünkü sormaktan korktuğum pek çok soru var. Düşünüyorum. Düşünmek hep acı veriyor. Geçmişi geçmişte bırakabilsek her şey daha mı kolay olur acaba? Karnımın ağrısını dindirmek için ağrı kesici bakıyorum dolaptan. Kaç Novalgin bir Majezik yapar acaba, diye soruyorum kendime. İki tane içip yerime dönüyorum. Fincandaki kahve soğumuş. Sıcak içilmesi gereken her şeyi unutup, buz gibi yapmada bir dünya markasıyım. Bardağı alıp evyeye boşaltıyorum. Mutfakla salon arasında mekik dokuduğum dakikalar. Evde yalnız olduğum için hiç gürültü yok. Dışarda kuşlar ötüşüyor, minicik kuşlar nasıl bu kadar ses çıkartabiliyorlar? Koltuğa iyice gömülüyorum. Neşe içinde oyun oynayan çocuklar var bahçede. Tuhaf. Kendimle ilgili böyle bir anı hatırlayamıyorum. Kitabımı elime alıyorum. Sonu olmayan bir kitap bu, biliyorum. Yazarının tüm kitaplarını okudum ve hiçbirinin sonu gelmedi. Sonu olmayan şeylerden nefret ettiğim halde okuyorum. Okumazsam ne yapacağımı bilmiyorum çünkü. Bazen yapabildiğim tek şey okumak gibi geliyor. Nostaljiyi yaşıyorum, teknoloji çağına ayak uyduramadığım görülüyor. Sadece biraz sessizlik istiyorum. Sessizliği kendi kulaklarımla duymak. Her yanımı kapladığını hissetmek, beni boğmasını istiyorum sessizliğin. Çünkü düşünüyorum ve canım yanıyor. Düşüncelerimin gürültüsünden rahatsız olduğum için biraz olsun sessizlik istiyorum. Yerimden kalkıp odama gidip, yatıyorum. Babamın en geç bir saat sonra yanıma geleceğini bilerek. Ne zaman erken yatsam, anlıyor, gelip soruyor: "Neyin var?"
Sormaktan korktuğum soruları sorabilmek, cevap bulamadığım soruların cevaplarını bulmak istiyorum artık. En son dinlediğim şarkıyı mırıldanıyorum. Karnımın ağrısı geçmemiş ama hafiflemiş gibi. Şarkının filmin neresinde çaldığını düşünüyorum sonra. Dinlediğim çoğu şarkının benden ve kendisinden bağımsız bir hikayesi var çünkü. Bulamıyorum. Cevabını bulamadığım bir soru olarak kalıyor bu da.
Uyandığımda biliyorum ama. Kahraman ölürken çalan şarkıydı bu. Filmin sonunda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

bi şey diycem.